Her yer aynı değildir ama…

Nerede olduğumuz önemli değil. Nerede ne yaptığımızdır önemli olan.

Yaptıklarımızla bir daha karşılaşmamak için ya oradan gideriz ya da oraya ait olan bütün anılardan kurtulmak isteriz hep. Ancak bu şekilde yeni bir hayat serüvenine atılacağımıza inanırız. Fakat unuttuğumuz şeyler bir vakit sonra yine karşımıza çıkar. Bir gülüş, birini ona benzetme gibi.

Elimizdekileri yok edebiliriz. Mesajları, mektupları, resimleri hatta beraber gittiğimiz mekân veya mekânlara da hiç uğramadan. Elimizden ne geliyorsa onu yapar bir özgür olma duygusuna kapılırız. Lakin silip atamadığımız şeyler de olabiliyor. Ona benzeyenleri ne yapacağız peki, ya da onun gibi gülen ve tebessüm edeni? Ya yanağındaki gamzesi ya şusu ya busu?

Aslında dünya yine aynı dünyadır. Yer aynı, nefes alma aynı.

Peki ne olmalı?

Ya değişmesi gerekenlerden kurtulmaya çalışmayacağız ya zamana bırakıp unutmaya çalışacağız ya da her insanın yaşadığı şeylerdir bunlar deyip üzerinde fazlaca durmayıp kendimizi onlara tutsak etmeyeceğiz.

Seçimi herkese, kendisi için iyi olan hangisiyse ona bırakıyorum.

Dünün bir dahaki dünleri olabilir. Mesela bugün gelecek günün dünüdür ancak; bugünün hiçbir günü yoktur. Bugün bugündür ve şimdidir.

Hayat, zaman kavramının içinde yüzer, biz de öyle. Öyleyse seçimler mükemmel olmasa da mükemmele yakın olmalıdır. Onun için yaşadığınız yeri ve dünyayı terk edip yeni şeylere yelken açıp zaman kaybedeceğimize, olduğumuz yerde devam etmeli hayata.

Her yer aynı değildir ama sizdeki duygular her yerde aynıdır.

Bazen zaman tanımak lazım,

Kendine bakmadığının farkında mısın? Ne kadar değiştiğini ve şu an ne yapmakta olduğunu da. Her şey senden habersiz akıp gidiyor. Senin bunları hiç fark etmediğini çok iyi biliyorum. Yanlışlıkla aradığın kimseler ve ardından affedersin yanlışla olduğu söylemen gibi.

Hayatından tamamıyla çıkardığın beni bile; geçenler de aramışsın. Şaşırdım. Bir anlam vermedim. Eskisi gibi aradığının bir heyecanı yoktu bende. Sana bir şey mi oldu diye endişelendim. Aramaz sormaz beni, pekâlâ bu hayra alamette değil dedim, kendi kendime. Ve sonrandan anladım ki kafanın içi karışık, aklın o akıl değil ve kendini kaybetmelerde kaybetmişsin. Ayrıldık diye başına bunların geldiğini düşünmüyorum. Sadece hep bir açlık hep bir arayış hep bir boşluk vardı kalbinde. Bu boşluğu dolduramadığım için üzülüyorum. Ancak, bunu kimsenin başaramayacağını da biliyorum. Çünkü problemin çözümü de sende olduğunu ve ilk önce kendinin ne istediğini kendine sormanı diliyorum. Belki biriyle belki de birisiz  mutlu olmayı başarırsın.

Bazen zaman tanımak lazım,

Bazen anlamak lazım anlayamadıklarımızı. Çünkü onlar da hala kendini anlayamadılar henüz.

Geç kalabiliriz birilerine. Ama kendimize geç kalmak daha kötüsü.

…ama onsuz ama başkasıyla.

Bir şeyleri hatırlayarak da mutlu olabiliyorum sen dışında. İkimizin olmadığı karelerde, birlikte sevdiklerimle sensiz kutladığım resimlerde. Onların sürprizleri, coşkuları gün gibi aklımda. Geriye bir adım attım ve kaldım birazcık orada. Güzel şeylerdi yaptıkları ve güzel duyguları bana yaşattıkları için minnettarım onlara.

İnsanın virgül diye bir yakını olmalı. Sevdiklerini saydıkça aralarına virgül koymalı. Yalnız olmadığını hatırlatır. Varlıklarının çokluğunu gösterir sana o.

Hayat bu, beklediklerin beklemekten öteye gitmez. Çünkü hiç gelmezler, onların gelmeleri değil gitmeleri vardır diye öğretir sana. Hâlbuki hiç gitmediklerin de vardır. Kalbin mesela. Kalbimiz hiç durmadan çarpar ve yaşam kaynağımız olur. Ya o da yanımda kalmamışlar gibi beni bunca acımla bırakıp gitseydi halim nice olurdu. Acıyı bile bana hissettirmeden içinde kavurdu kalbim. Hislerim de öyleydi. Onlar da kalp kadar vefalıydı. Kalmanın gitmekten asil olduğunu bildiler.

Ve bugün onlar sayesinde bir hayatım var ama onsuz ama başkasıyla.

Açıklama,

Değerli dostlar,

Son zamanlarda sayfamda yenilikler yaparak eksiklikleri tamamlamaya çalıştım. Sanırım hala da bitmiş değil. Çünkü sayfamda sadece beşeri aşk, sevgi ve tutkulara yer vererek bizlere, sizlere bir şey katamayacağımı anladım. İnsan ister ki okuduğu, okudukları kendisine bir şeyler katsın. Bir şeylerin farkında olsun. Belki istemeyerek birilerini daha çok hüzne boğmuş, birilerinin de umutlarını kırmışımdır. Bunun için çok üzgün olduğumu belirteyim.

İstedim ki insanın durduğu durakta otobüsü beklediği süre içinde beklediğine değsin. Sizlere bir şeyler söyleyeyim ve söylediklerimle duygu ve düşünce dünyanıza sesleneyim.

Bilmiyorum, ne kadarını başardım.

Söylediğim gibi burada yapılan yenilikler, sayfamda eksiklikler ve tamamlanmasını bekleyen yönler olduğu için yapıyorum.

Beşeri aşkın ve sevginin yanında ilahi, ulvi dünyanın da kapılarını aralamak istedim. Çünkü hepimizi birbirine bağlayan, sevdiren saydıran O’nun merhamet ve şefkati değil midir? Onun içinde “Tasavvufi Hikâyeler” köşesine de yer verdim. Burada daha çok menkıbeler, hikâyeler, güzel ve ibretlik söz ve özdeyişlere yer vereceğim.

Öte yandan “Sizden Gelenler” köşesine de sizden bana gönderilecek şiir, anı, günlük yazılarınız tabi çok özel olmamak şartıyla o gün başınızdan geçen güzel bir olay olabilir gibi yazılara yer verme adına oluşturdum.

“Dert Köşesi” kısmında da isterim ki burada sıkıntı ve üzüntülerinizi paylaşın. Örneğin okuduğum blog yazılarda genelde şu gibi paylaşımlara rastlıyorum. Çalışmak için iş arayanlar, evlenmek için fikir isteyenler, sevdiğinden ayrılan ya da terk edilenin sohbet etmek ve içini dökme arzusu, yeni bir yemek tarifi deneyip bunu bizimle paylaşmak isteyen, bir halk kursuna gidip yeni el beceri ve yetenekleri öğrenen ve ilk çalışmasını bizimle paylaşanlar… daha bir sürü şeyden bahsedebiliriz. Daha öncede belirttiğim gibi; burasını bir kahve molası, dinlenme yeri olarak görebilirsiniz.

Beni sabırla dinlediğiniz için Teşekkürler hepinize. Lütfen desteklerinizi ve paylaşımlarınızı bu köşelerimizden hangisine istiyorsanız paylaşın. Sizlerin varlığı; hepimizin varlığının kanıtıdır.

Cenapbey,

Allah

Allah’ı nasıl tanıdığın önemli. Allah’ı Allah’tan dilemeye bak. Kelamullah diye anılan Hz. Musa, Sina Çölü’nde Rabbinden emirleri alıp dönecekken Allah’a şöyle der.

‘Ey Allah’ım şimdi kavmin bana Seni soracaklar, onlara Senin hakkında ne söyleyebilirim?’ Allah, ‘Git ve onlara şunu söylediğimi ilet; Allah Allah’tır.

Hz. İsa’nın kavmi de aynı suali sorduklarında ‘Allah sevgidir’ diye cevaplar. Benzer soru Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimize sorulunca, O nur yüzlü mübareğin alnından boncuk boncuk ter akar, ‘Allah!’ der gerisini getiremez. O nida ile arş titremiştir. Arşı Hz. Muhammed Efendimizin Allah aşkı titretmiştir.

Allah’ı naz ile değil niyaz ile iste. Korku ile değil sevgi ile O’na yönel.

Vesselam,

Rabiatü’l Adeviye

Allah’ın pak cemalini gören dostların zevkleri, sevinçleri tarif edilemez. Ama şu bir gerçektir ki, orada görecek olanlar burada görenlerdir. Zira âşık olan arif-i billahlar için o gün bugün olmuş, günler kalkmış veçhi baki, aşikar olmuştur. Aşığa yarın yoktur.

“Rabiatü’l Adeviye Sultan’a sormuşlar, ‘Ya Rabia, Allah’ı bilir misin?’ ‘Bilirim,’ demiş. ‘Onu sever misin?’ demişler. ‘Severim,’demiş. ‘Peki, İblis’i bilir misin?’ ‘Bilirim,’ demiş. ‘Ona düşman mısın?’ ‘Yoo, değilim demiş. ‘Nasıl olur? demişler. Rabia cevap vermiş, ‘Allah sevgisi kalbimi o kadar doldurdu ki, İblis’e düşmanlık edecek yer kalmadı,’demiş.

Rabia neden böyle söyledi, neden bu gerçeği vurguladı? Çünkü Rabia biliyor ki, bir gönül Allah ile dolu değilse gönüldeki boşluğu İblis doldurur.”

Dua ile,

Tasavvuf

İnsan ki insanlarla hasbi hal olur, onlarla yolcu olur bu imtihan yolunda. Hepimize güzel öğütler ve tavsiyeler gerekir. Ve hepimize düşünmemiz için yol gösterenler olacaktır.

Hayat, her zaman bir çiçeğin renginin ne olduğunu göstermez. Çiçeği görmeden de kokusunu, rengini idrak etmek lazımdır. Bir şeyin kötü ya da iyi olduğunu yaşamadan da dokunmadan da görmeden de bilmeliyiz.

Bu köşemizde de Tasavvufi Hikayelere yer vereceğiz. İnşallah sizlere faydalı olur ve sizlere bir şeyler katarız. Dostça ve dua ile kalınız yüreği güzel insanlar.

Görüşmek dileğiyle.